Yıllar, Kilometreler

Sevgili Yol Dostları,

Bir firmanın işlerini takip etmek amacıyla 2005’in Mart ayında Almanya’nın Hannover kentine gitmiştim. Bazı gözlemlerimi ve birkaç fotoğrafı paylaşmak istedim.

Hannover’de işim erken bitince önce Nürnberg yakınlarındaki Ansbach’a, ardından da güney batı sınırında İsviçre’ye komşu Villingen kasabasındaki sevgili dostum Hikmet Yüceer’i ziyarete gittim. Sevdiğim, saydığım bir büyüğümdür ve tanıdığım en güzel konuşan insandır. Kalite kontrol üzerine teknik bir işi var ve bunun yanında yaşadığı bölgenin eyalet mahkemesinde resmi tercümanlık da yapar. Ne tesadüftür ki, ziyaretimin 2. gününde Almanya’daki 40. yılını doldurmuştu.

hpim0363Ansbach, Nürnberg

hpim0388Ansbach, Nürnberg

hpim0366Ansbach, Nürnberg

Hikmet bey beni İsviçre’de ağırlamak istedi ve yola koyulduk. Giderken kullanmakta olduğu otomobilin kilometresini sormak gereği duydum. Yıllarca ilgimi çekmiş Opel Omega (2.4i) serisi araç Türkiye’de artık pek görebildiğimiz bir model değildi. 1987 model ve de tertemizdi. Zannedersiniz ki İstanbul da sıradan 3-4 yaşında bir otomobil. Cevabı duyunca inanamadım; 1.174.000 km. (Bir milyon yüzyetmişdört bin) Aracın motoru piston, gömlek vs. gibi ağır müdahale görmemiş. Yani motora el değmemiş. Fabrikanın kapattığı kapak henüz açılmamış. Periyodik bakımlar ve ufak tefek arızalar ile bu kadar yol kat etmiş.

Hikmet Yüceer’in yaklaşık 10 yıl öncesine kadar oturmakta olduğu evin ise bugün 640 yaşında olduğunu öğrenince, yani 1365 yıllarında inşa edildiğini anlayınca ne gibi bir anlayış ile karşı karşıya olduğumu daha bir idrak ettim. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u feth etmesinden 88 yıl önce o bina inşa edilmiş ve bugün hala kullanılıyor, fayda üretiyor, hala ekonomik değeri var. Keza Ortaçağ’dan kalma tüm bu çeşit yerleşim birimleri oralarda koruma altına alınmış.

hpim0403Donaschungen

hpim0396Hikmet Yüceer
Evinin altındaki çalışma odasında

hpim0408Opel Omega 2.4 i, 1987

Hannover’de, yani Kuzeyde ısı -1 ile +3 arası, Nürnberg yakınları -8 ile 0 derece, fakat Villingen’e yani güney batıya indiğimde hava -21 derece civarındaydı. Bu bölge Schwarz Warld (Kara Ormanlar) olarak bilinir ve İsviçre Alplerine yakındır. Avrupa kıtasının ortasından doğup, 2850 km. yol katedip Karadeniz’e dökülen Tuna nehrinin kaynağı da buradadır.

Almanlar genelde kışın kullanmadıkları araçlarının plakalarını iade edip, trafikten çıkartıyorlar ve böylece vergi yüklerini hafifletiyorlar. Haliyle o havada maalesef pek fazla motosiklet gözlemi yapabilme şansım olmadı. Tek tük gördüm, onların da bir kısmı scooter, diğer kısmı da Honda XL600V, BMW F650 gibi hacim olarak orta seviye makinelerdi. Ama dikkatimi çeken nokta, araçların tertemiz olmasıydı.

hpim0410Brauningen

hpim0406Donaschungen

hpim0409Zurich Yolu Üzerinde Geyik Bariyeri

Esasen kullanımda olan tüm araçlar temiz ve yeni. Genelleme yapmak gerekirse büyük kentlerde 8-10 yaşından eski pek görmek mümkün değil. Ama küçük kent ve kasabalarda 20-25 yaşında araçlara bile rastlayabilirsiniz. Tabii ki bakımlı ve yıllık muayenesi yapılmış (TÜV onaylı) olarak.

Otomobillerin yetkili servislerinde 1 saatlik işçilik ücreti 80 Euro, küçük özel servislerde de 40-45 Euro. Bu noktadan yola çıkınca sadece bir debriyaj balatasının değişiminin yada orta halli bir motor arızasının ne gibi fiyatlara çıkabileceğini tahmin edersiniz.

İşte araçların itina ile kullanılmasının ve bakımlarının zamanında yapılmasının en büyük sebebi.

2004 yılının ilk baharında 1991 model bir Yamaha Virago 1100 satın almıştım. Hatırlayanlar olabilir; Ali Dağdeviren’in makinesiydi ve Motorium’a (www.motorium.com) girerken 30 metre uzaktan gördüm, daha mağazaya varmadan telefon ile satın aldım. İnanın yaşına hiç ama hiç aldırış etmeden kullandım ve aldığım fiyata sattım. Hatta görüpte 2003 model zannedenler bile oldu. Halbuki Virago’nun 1100 serisi 90’lı yılların sonunda imalattan kalkmıştı ve yerini DragStar modeline bırakmıştı. Aynı aracı kullanan internet aracılığı ile tanıştığım bir Avustralya’lı bana 170.000 km karşılığı mil yaptığını ve periyodik bakım hariç hiçbir onarım görmediğini anlatmıştı. Şayet http://www.en500.de adresindeki siteyi incelerseniz, Kawasaki firmasının LTD 450 modellerinin hala yolarda, 150-200 bin kilometreyi aşmış olarak hizmet vermekte olduklarını fark edeceksiniz. Hatta bunlardan temiz bir kaçını savaş sonrasında Kosova’nın Prizren kentinde görmüştüm. (LTD 450, bugün severek kullanmakta olduğumuz EN 500 Vulcan serisinin atasıdır.)

yamaha-virago1100-bulgurlu-1

Yamaha XVS 1100 Virago, 1991 (Yürüyen Biblo)

yamaha-virago1100-bulgurlu-2

Bizde ise şöyle bir durum gözüme çarpmakta;

Önceki yıllarda;

Gördüğüm pek çok araç 2. elde yeterince özenli kullanılmamaktaydı. Satın alan kişi en kısa zamanda daha yenisini ya da daha büyük hacimlisine ulaşabilmeyi arzu ettiğinden, yani bir anlamda aracı tam anlamıyla sahiplenmediğinden dolayı yeterince itina göstermemekte veya gereken bakım ve onarımları zamanında yaptırmamaktaydı. “Kışa satacağım, alan düşünsün” zihniyeti. Yıkanmadan, temizlik görmeden, eski lastiklerle, eski zincirle, kırık ayna veya sinyal lambaları ile yol alan araçların sayısı çok fazlaydı. Bunlar, 10-15 bin km de veya 2-3 yaşında “genç eskiler” di.

Paket bantlarıyla onarım görmüş ticari scooterleri konunun tamamen dışında tutuyorum.

Bugün;

Araçların garanti sürelerinin 2 yıla çıkmış olması, oturmuş markaların teknik servislerinin “Yetkili” boyutlarında açılması, eğitimli teknik personel yetiştirilmesi, yedek parça mevcudiyeti durumu değiştirmekte.

Gelecekte ise;

Sanıyorum bu konuda katetmemiz gereken daha çok yol var.

Sevgiler…

Ertuğrul Ortaç
2007