BMW Concept 90

Geçtiğimiz aylarda BMW R90S ‘in hikayesini kısaca paylaşmıştık sizlerle. İmal edilmesinin üzerinden 40 yıl geçmiş olan, “Hani yapıldığı yıllardan sonra daha da kıymetlenen, günümüzde gerçek bir klasik olmuş, spor, zarif, özel motosiklet” diye bahsetmiştik.

bmw-rsd-concept90-2

40 yıl öncesinin tasarım anlayışının en zarif, en nadide bir örneği…

Veya 40 yıl sonra hala üretim bantlarını zorlayan bir anlayış…

BMW tasarımcıları son teknoloji üstün nitelikli motosikletler üretirken, geçmiş on yıllardaki başarılı çizgileri yeniden gündeme getirmeyi, git gide kaybolmaya yüz tutan “zerafet” ve “özgünlük” değerlerini canlı tutumaya karar vermiş olmalı. Öyle ya; günümüzde bir motosikletin hangi marka olduğunu anlamak için artık yakından bakmak gerekiyor.

bmw-rsd-concept90-3

“Retro” anlayışı olarak son yıllarda yeniden gündeme gelen bu akım, Honda (CB1100), Kawasaki (W800), Triumph (Bonneville) gibi en sonunda BMW firmasına da sıçradı. Ancak bir farkla; diğer markalar daha ziyade “klasik motosiklet” çizgilerine sadık kalırken BMW cesaretle “Retro” yu temelden hedef almış görünmekte. Bu noktada hazırlanmakta olan ürün için “tam zamanında” demek doğru olacak. BMW, dikkatli incelendiğinde teknik yeniliklere öncülük etmenin yanında, tasarım ve cins olarak daha tutucu adımlar atmakta, piyasanın bir miktar pişmesini beklemekte. Mesela uzun yıllar sonra Cruiser olarak R1200C veya Scooter C Evolution modellerini piyasaya sürmesi gözden kaçmadı ancak bunun yanında “GS” sekmentinde her daim gösterdiği cesaret ve performans onu pazarın ve sektörün lideri yaptı.

İşte şimdi RSD nin gelişi anlam kazanmakta. Hem de BMW Motorrad’ın 90. yılında…

BMW Motorrad baş tasarımcısı Edgar Heinrich‘ın bu Concept 90 hakkında açıklamaları

Peki, buraya nereden gelindi?

Teknik yenilikler ve değişimler (örneğin yeni su soğutmalı R1200GS) genel anlamda kullanıcıları memnun etmekle birlikte imalatçı firmaların asla göz ardı edemediği bir detay var;

İnsanların tüketim şekilleri, yaşamları ile birlikte değişmekte. Ve bu “çizgileri” de etkilemekte. Farklı çizgiler, farklı pazar payları…

bmw-rsd-concept90-6

Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ve ucuzlaması ve elbette yaygınlaşması son on yılda hem arz tarafında hem de talep tarafında çok büyük sonuçlar doğurdu.

Arz tarafında öncelikle fabrikalar imalat bantlarında olan biteni daha rahat kontrol altında tutabilir, daha büyük miktarlarda imalat yapılarını ölçekleyebilir oldu.

Bunun paralelinde pazar araştırmaları yapan firmaların yaygınlaşması neticesinde hedef kitledeki tüketicinin, içinde bulundukları sosyo ekonomik sınıflara göre  istekleri, zevkleri, tüketim alışkanlıkları daha iyi anlaşılır oldu. Yani firmalar “nokta atışı” yapabilir hale geldi. Bu işin bir kısmı.

bmw-rsd-concept90-5

Diğer ve en önemli kısım, talebi oluşturan tüketicinin yıllar içinde tüketim alışkanlıklarının değişmesi. İlk başta, insanlar hayatını daha kolay ve eğlenceli hale getirenden yana tercihle ilerlerken, günümüzde bununla birlikte kullandıkları ürünlerin kişinin kendisini kendini ifade etme aracı olduğunu da fark etti. Günümüzde hiçbir marka cep telefonu tek renk imal edilemiyor. Mutlaka 4-5 çeşit renk ile, çeşitli desen ve özellikte kılıflar ile birlikte imal ediliyorlar. Kimi siyahı tercih ederken kimiz de pembeyi seçiyor.

Bunun neticesinde tüketicinin “marka” sadakati azalmış, sadece ekonomik değil, yukarıda bahsi geçen durumdan dolayı farklı marka ve modelde ürünlere geçiş yapabilmekte. Kısaca “rekabet” çok sertleşti.

Günümüz insanı Pepsi reklamındaki tarzı benimsemiş durumda, “ Daha Fazlasını İste”.

İşte bunu iyi okuyan firmalar imalatlarında bu detaylara yer verdiler. Örneğin Ducati’nin değişen benzin deposu kapakları, çamurlukları, “kişiselleştirme” fonksiyonuna iyi bir örnektir. Başka markalardan da çeşitli örnekler vermek mümkün.

bmw-rsd-concept90-4

Bunun yanında kişiselleştirme öyle boyutlara ulaştı ki, küçük imalathanelerde yapılan motosiklet imalatları tüketiciye bir başkasında aynı örneği bulunmayan çeşitlilik ve özgürlük sunmakta. Bu imalatçılar 1940-1970 yılları arasındaki çizgileri yeniden yorumlayarak “Retro” desen ve renkler ile zenginleştirip bir zamanlar akla hayale gelmeyen özgün ürünler piyasaya sunmaya başladılar.

Neticede geldiğimiz nokta büyük firmaların işte bu küçük butik imalatçıların özgün tasarımlarından esinlenerek müşterilerine farklı konfigürasyonlar ile ürün satabilme arzusudur.

Ertuğrul Ortaç
Ocak 2014