Sahilköy’de Kamp

Ekim ayına geldik nihayet. Henüz güneş kaybolmadı, arada ışıl ışıl ısıtmakta. İşte güzel bir hafta sonu için fırsat. Değerlendirmek gerek bu fırsatları. Sahilköy’de kamp yapalım, hem aynı zamanda Suzi ile ilk yakın yol kaçamak olsundu.

Sevgili mesai arkadaşım Levent ile haftalar önce heves etmiştik ancak bir kaç kez de ertelenmişti, o sebeple daha bir kıymetli oldu.

Kendisi iş çıkışı otomobili ile geldi, ben de Suzi ile eğlenceli bir yolculuk yaptım.

20161001_101034

Topu topu 62 km olunca yol, 110 cc bir araç ve 50 litre bir sosis çanta ziyadesiyle yetti elbette. Uyku tulumu, çadır, şişme mat, polar kıyafet, ocak-tencere-vs… Sele altındaki 21 litre bölümü de kullanınca sığdı.

20161001_111206

Sakinlik, sessizlik İstanbul’un itiş-kakış gündelik halinden sonra çarpıyor insanı adeta. İlk başta rahatsız bile olabilirsiniz, ancak çok sürmüyor. Sizi sarıyor huzur.

20161001_120250

Akşam yapılan mangal, sabah kahvesi, yürüyüş, deniz sefası… Her biri yudum yudum tadıldı adeta, denizin mis kokusu ve rüzgarın sesi ile.

20161001_153230

20161001_155050

Kamp alanı geniş, içerisinde bungalovlar, yüzme havuzu, daha önemlisi birbirine yakın olmayan küçük koylar içermekte, kimi kumsal, kimi kayalık. Yazın kalabalık oluyordur elbette, ama bu takvimde muhteşem.

20161001_155146

Likenler ve ufuk

20161001_161258

Kamp alanı yoğun çamlar nedeni ile adeta karanlık. Yukarısı ile aşağısı farklı, ayna’dan gelen ışık ortamın tezatını gösteriyor.

Gece serin, ancak uyku tulumları ve çadırlar gayet iklime uygundu. Soğuğu hissettik, üşümedik. Ama en güzeli tüm gece denizin dalgalarının sesiydi.

20161002_101610

20161002_102522

dscf5285

Levent Çelikbaş

dscf5315

Fotoğraf: Levent Çelikbaş

dscf5330

20161002_123405

Suzuki Address 110, 2016

Ve Pazar akşamı eve dönüş. Eve dönmek güzel de keşke ev İstanbul’da olmasa.

Ertuğrul Ortaç
2 Kasım 2016