Motosikletlerim ve Ben – I

2003 yılından bu yana motosiklet sürmekteyim. Onları ve sürdüğüm yıllarımı düşündüğümde zaman içinde bir yolculuğa çıktım adeta. Nice kilometreler, köyler, kasabalar, kentler, ülkeler, yağmurlar, güzel havalar… Nice dağlar, ovalar… Dostlar… Her birinin hayatımda farklı ve önemli yeri vardır.

Bugün, hepsi bir araya gelince bir bütünün önemli parçasını oluşturmakta.

An itibarı ile toplam 13 motosikletim oldu ve her birini Sevgili Tolga Büyüköner‘in Motorium mağasından satın aldım veya sattım. Motosiklet parkımda aynı anda kimi zaman bir, kimi zaman dört adet aracım oldu. Hepsi de kıymetli ürünlerdi.

Kawasaki EN500, 2000

İlk motosikletim. Bu aracı satın almak, hayatımda bir dönüm noktasıdır. Kendimle karşılaştığım, yaşama başka bir pencereden bakabildiğim, hayatı ve insanları biraz daha tanıyabildiğim sürecin başlangıcıdır.

O günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı…

20 Eylül 2003, Maltepe sahili

Ailemden gizli aldım onu, tanıştırmam aylar sonra oldu. İlk göz ağrısı elbette. İlk heyecan, ilk kilometreler, ilk şehir dışı motosiklet gezisi. Şubat 2003 de satın aldım ancak, ehliyet işlemleri, giyim donanım derken Mayıs ayına kadar Motorium’da bekledi. Dahası Tolga bey ben hazır olmadan teslim etmedi. Hafta sonları mağazaya gelir, dışarı çıkartır, uzaklaşmadan biraz dolaşır, alışmaya çalışırdım. Şayet hava çok soğuksa mağazanın önünde çalıştırır sesini dinlerdim, ta ki Tolga bey “haydi üşümüş olmalısın, motoru içeri al” diyene kadar. Aslında bu “kafam şişti, motoru kapat artık” demekti 🙂

Tolga Büyüköner 19 Eylül 2008, Motorium, Maltepe

Buradan Tolga Büyüköner’e yol göstericiliği ve sabrı için teşekkürlerimi sunarım.

29 Haziran 2003, Kavacık

29 Haziran’da sevgili Ahmet Pınar’ın (VAP) İkiteker Motosiklet Derneği başkanı olarak düzenlediği bir Kerpe yolculuğu ile şehir dışına ilk sürüşümü gerçekleştirıp “milli” olmuştum 🙂

Yamaha Virago 1100, 1991

20 Ocak 2004, Motorium

Artık kendime güvenim gelmişti, 500cc 6 vitesli aracım uzun yolda yorucu oluyordu, biraz daha tork değeri yüksek makine olan Kawasaki VN800 hayali kurarken karşıma bir Yamaha Virago 1100 çıktı. Bir villanın salonundan çıkıp satılmak için mağazaya girerken gördüm onu ve ilk görüşte aşk başlamıştı.

İşte Yürüyen Biblo karşımdaydı.

1991 Kanada imalatı olan bu araç 62 Hp güce ve 3000 d/d da 85 nm tork üreten hava soğutmalı V2 bir motora sahipti. Tork istiyordum, tillahı geldi.

Ayna’dan… 19 Mart 2004, Paşabahçe

Hayatımı ilgilendiren ciddi kararlar almam gereken süreçler de başlamıştı. Yapmak zorunda olduğum işler vardı ama üzerimdeki ataletden kurtulmak kolay olmuyordu. En nihayetinde kendimce çıkmıştım yola.

İlk ders; hızlı solla !

Kawasaki KLR 650, 2004

15 Haziran 2004, Poyrazköy

Virago 1100 ile biraz daha uzaklara gidip dönmeye başladım, ama bunlar hep günübirlik gezilerdi. Artık yaşantımda başka detaylar önem kazanmaya başladı, yüksekler, daha uzaklar. Akşama dönmek istemiyordum, haftalarca ilerlemek, yükseklerden aşağılara bakmak, asfalt yada toprak fark etmeksizin ilerlemek istiyordum. Ortaya çıkan bu durumda Virago ile ne yazık ki yollarımızın ayrılması gerekiyordu. O esnada Tolga bey mağazaya gelen bir KLR 650’yi gösterdi bana. Plastik enduro. Hiç tarzım değildi ancak ne kadar doğru bir seçenek olduğu ileriki kilometrelerde ortaya çıkmıştı. Gerçek anlamda ilk yol arkadaşımdı o.

Kendi Everest’imi keşfetmeme yardımcı oldu KLR. Tek başıma ilk uzun soluklu yolculuğumu gerçekleştirdim onunla, Doğu Karadeniz’e, Kaçgar Dağı’na çıktım.

23 Temmuz 2004, Uzungöl sırtları

Bu yolculuk bana çok şey kattı. Toprak yollarda ilerledim, çamurlu dağ yollarında tırmandım, ıslandım, sıcakta piştim, uzun yol sabrını öğrendim. Yükseklerden aşağı bakıp bulutları gördüm. Muhteşemdi gerçekten. Bir de güzel insanlar tanıdım, o çok şeye bedel.

Yazı: Doğu Karadeniz ve Kaçgar Dağı Seyahati seyahatimle ilgili gezi notlarına buradan ulaşabilirsiniz.

3 Kasım 2004, Bakırlıtepe, Antalya

Yine aynı yılın Kasım ayı içinde bir yolculuk daha gerçekleştirdim, bu kez Toros Dağları’na. Yine yalnız, yine yüksekler. Geçmediğimiz yollardı oralar.

Yazı: Geçmediğimiz Yollar’a buradan ulaşabilirsiniz.

Ertesi yıl bir ilki yaşadım KLR ile. Babam Murat Ortaç ve ben ikimiz birlikte gittik Batı Karadeniz’e, Kastamonu’ya.

Murat Ortaç, 11 Ağustos 2005, Safranbolu

Yazı: Safranbolu, Cide, Ayancık hakkında gezi notlarıma buradan ulaşabilirsiniz.

Honda XL650V Transalp, 2006

Artık bir değişim zamanı gelmişti sanki. Biraz daha geniş, konforlu, “havalı” bir makine arayışım vardı. Africa Twin’e yetişemiyordum ancak ikinci el bir Transalp olabilirdi. İlginçtir, tam bu esnada Honda Transalp serisinde fiyat indirimine girdi. Ardından meşhur ÖTV artışı söz konusu olunca son bir gayret ile 0 km bir XL650V Transalp sahibi olabildim. Fatura kesildikten sonraki gün ÖTV zammı geldi. İkinci el motosiklet fiyatına 0 km araç satın almış oldum.

İlk yurt dışı motosiklet sürüş tecrübemi onunla tattım, Gürcistan’a gittim. Çok güven veren bir yapısı vardı. Biliyorsunuz ki yarın sabah yanına gittiğinizde çalışacak, sizi arzu ettiğiniz yere götürecek, sağlimen dönüşünüzü sağlıyacak. Bana bu hissi yaşatan yegane motosiklettir.

Yaşanmış özel bir yolculuğun özel bir anı

Murat Ortaç
4 Haziran 2006, Göynük

Artvin Macahel yolu

Artık sadece yüksekleri değil, aynı zamanda daha da uzak coğrafyaları hedefleyebildiğim dönemim başladı. Bunda Transalp’in sunduklarının etkisi büyüktür.

Bir şekilde ondan ayrılmam gerekti ancak hala kullanıyor olmayı isterdim. Satışından yıllar sonra pişmanlık yaşadığım tek motosiklettir. Ne yapalım, yaşandı bitti.

Yazı: Kullandıktan yıllar sonra Transalp’e duyduğum saygı gereği bir yazı hazırladım, buradan ulaşabilirsiniz.

Honda ANF 125 Innova, 2007

Kısa bir süre kullandım, güzel ve kaliteli detayları vardı. Minimal unsurlardan keyif alabildiğimi fark ettim.

Sakince ilerlediğim dağ yollarında sayesinde hoş fotoğraflar çektim, tabiatı dinledim. Artık daha detaylı bakıyordum çiçeklere, ağaçlara. Sonraki yıllarda YBR125 satın almamda etkisi büyüktür.

Şimdilik bu kadar. İlk 5 motosikletim ile yaşadıklarımı anlattım. Sırada 8 tane daha var. Devamı pek yakında…

Ertuğrul Ortaç
5 Kasım 2018