Kayıp Şarkı

Yıl 1980.

Eylül ayı başında ailecek yaz tatili için güneye inmiştik, Side’nin Sorgun bölgesine kadar ilerledik. Otomobilimiz 1967 model Volkswagen 1300 Kaplumbağa, rengi beyaz, üzerinde eşyaların iple bağlandığı port bagaj, içinde kardeşim, annem, babam, ben ve her yere tıkıştırılmış bilumum birşeyler. Tencere, tüp, çaydanlık, kıyafet, mangal vs vs… Her çukurda ayrı ses, ama çok heyecanlıyız, uzaklara gidiyoruz, denize gireceğiz, farklı yerler göreceğiz…

Ayın 12. sabahı olunca radyoda marşlar duyduk, kampımıza bir cemse asker indi. Turistler korktu epey ama biz Türkler kalmaya devam ettik birkaç gün daha, alışkınız milletçe ne de olsa. Sonrasında ufaktan evlere yola koyulduk elbette. Nihayetinde askeri darbe olmuştu ülkemizde, evlere marş marş..

İşte o yılın Aralık ayında babam evimize Sanyo marka (M9930) Stereo Radyo-Kasetçalar getirdi. Üzerinde 4 adet hoparlörü olan, stereo FM bandına sahip müthiş bir cihaz. Artık evimizde müzik seti vardı.

Otomobilde kullandığımız kartuşçaları eve taşıyıp düzenek içinde müzik dinleme günleri bitmişti, zira kartuş dediğimiz yapıdaki o iri kaset demode olmuştu.

Sanyo’nun sayesinde TRT’nin FM kanalından radyo dinliyoruz, beğendiğimiz şarkıları, müzikleri kasetlere kayıt ediyoruz. İlk önce Sony marka kasetler kullanırken sonraki yıllarda Manisa’da kurulu Raks fabrikasının ürünlerine geçtik. Bugün pek bilinmez ancak Raks o yıllarda Dünya’nın ikinci büyük manyetik bant imalatçısısydı. Kendi markası harici çeşitli büyük firmalar için (Sony, BASF, AGFA…) video ve audio manyetik bant-kaset imalatı yapmaktaydı. Yerliydi, milliydi…

Yaşım 13-15, o yıllarda arada radyodan yakalayabildiğim bir şarkı vardı, melodisi farklıydı, müziği ise ayırt edilebiliyordu benim için. Şarkıyı söyleyen muhtemelen zenci olmalıydı, dinlerken bunu hissettim. Ve ne enteresandır, belki 15 kere dinlemişimdir fasılalı olarak ama kimin tarafından seslendirildiğini bir türlü işitmedim. Yada işittim, aklımda kalmadı. En nihayetinde o şarkıyı duyamaz oldum radyolardan, unuttum gitti.

Gel zaman git zaman, yıllar sonra geçen yaz, Özgür ile bir kafede çay içerken bulunduğumuz mekanda duydum tekrar, hemen sordum Özgür’e, “bu şarkıyı bilir misin?” diye. “Elbette, Grease bu, bilmiyor musun?” dedi. Söyerken ki ses tonundan ise, bunu yeryüzünde yaşayan 7,5 milyar insanın en az yarısı bildiği, benimse çok cahil olduğumun ortaya çıkmasıydı anladığım. Özgür bu, kader…

Frankie Valli

Hemen YouTube’da kısa bir arama sonrası buldum, Frankie Valli seslendiriyor ve bu eser “Grease” filminin soundtrack albümünden. Hani baş rollerini John Travolta ve Olivia Newton-John’un paylaştığı, 1978 yapımı romantik gençlik filmi. Nefis danslar, kıyafetler, bir de çıtı pıtı Olivia…

Fakat beni asıl hayrete düşüren Frankie Valli’nin zenci olmaması. Kafamda öyle canlanmış ve yer etmiş. Bir bakıma normal aslında, henüz radyo günleri, o yıllar video-klip olgusu bu kadar yerleşmemiş, dahası Türkiye’de tek kanallı TV yayını var ve klip daha sonraki yıllarda yaygınlaşmıştı.

Demek ki, görsel detaylar arttıkça, hayal etme kapasitemiz zayıflıyor. Öyle değilmi ki; kitap okurken olayların kahramanlarını zihnimizde canlındırmaya çalışırız, onlara yüzler, sesler veririz, mekanları da yazarın tasvir yeteneği doğrultusunda anlarız. Öyle tasvirler vardır ki, kitapta olayın geçtiği mekandaki kokuyu bile hissedebiliriz.

Kitap okumak hala çok değerli ve önemli.

Asıl ismi Francesco Stephen Castelluccio olan 1934 New Jersey doğumlu Frankie Valli hk buradan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Şarkının söz yazarı Barry Gibb. Niketim yıllar sonra gerçekleşmiş bir konserde Gibb kardeşler (Bee Gees) kendileri de seslendiriyorlar bu şarkıyı, aşağıdaki video o konserden bir alıntıdır;

14 Kasım 1997, Las Vegas konseri

Soldan sağa;
Barry, Maurice ve Robin Gibb

Bee Gees grubu, son derece saygı duyduğum özellikle vokallerine meraklı olduğum, müzik tarihi içinde önemli yeri olan bir gruptur. 3 kardeşten oluşur, Maurice ve Robin artık hayatta değiller, en büyük kardeş Barry ise hala sahnede. Onların benim için anlamını ileriki bir yazıda paylaşırım belki. Grup hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.

Ertuğrul Ortaç
15 Mart 2019

Not:
Yukarıda kullandığım “zenci” kelimesi hakkında günümüzde ikilem mevcuttur. Arapça’dan dilimize yerleşmiş, “zenc” sözcüğü “siyah” anlamına, “zenci” sözcüğü “siyahî” anlamına gelir.

“Siyah” kelimesi ise dilimize Farsça’dan yerleşmiştir, “siyah” veya “kara” anlamındadır.

İnsanların renk, cins, ırk, inanç konularda ayrıştırılmasına, birinin diğerinden üstün konumlandırılmasına hayatım boyunca karşı çıkmışımdır. Anlatımımda siyahlar, beyazlar, sarışınlar, kumrallar, çekik gözlüler gibi tamamen basit deyim anlamında yer bulmaktadır, bir canlıya saygısızlık veya “argo” kullanımı söz konusu değildir.

Grease şarkı sözü;

I solve my problems and I see the light
We got a lovin’ thing, we gotta feed it right
There ain’t no danger we can go too far
We start believing now that we can be who we are
Grease is the word

They think our love is just a growing pain
Why don’t they understand, it’s just a crying shame
Their lips are lying, only real is real
We stop the fight right now, we got to be what we feel
Grease is the word
(Grease is the word, is the word that you heard)

It’s got a groove, it’s got a meaning
Grease is the time, is the place, is the motion
Grease is the way we are feeling
We take the pressure and we throw away
Conventionality belongs to yesterday
There is a chance that we can make it so far
We start believing now that we can be who we are
Grease is the word
(Grease is the word, is the word that you heard)

It’s got a groove, it’s got a meaning
Grease is the time, is the place, is the motion
Now, grease is the way we are feeling
This is a life of illusion
Wrapped up in trouble
Laced with confusion
What are we doing here?
We take the pressure and we throw away
Conventionality belongs to yesterday
There is a chance that we can make it so far
We start believing now that we can be who we are (be who we are)
Grease is the word
(Grease is the word, is the word that you heard)

It’s got a groove, it’s got a meaning
Grease is the time, is the place, is the motion
Now, grease is the way we are feeling

(Grease is the word, is the word that you heard)

It’s got a groove, it’s got a meaning
Grease is the time, is the place, is the motion
Now, grease is the way we are feeling
Grease is the word
Is the word
Is the word
Is the word