Siyah YBR’nin Yolda Olma Hakkı

(Son güncellenme tarihi 6 Aralık 2019)

Sevgili dostum Sado’nun uzun yıllardır kullanmaya fırsatı olmadığı Siyah  YBR125‘in yeniden yola çıkışının hikayesidir bu. Restorasyon değil, yenileme, bakım, onarım ve biraz da anılar var içinde.

Sado 2008 yılında motosiklete başladı. O zamanların meşhur tartışması, Honda CBF150 mi, Yamaha YBR125 mi ikilemi sonrası çeşitli araştırmalardan sonra Yamaha’ya karar vermiştik. Aslında benim YBR’yi fark etmem de o günlere dayanır.

2008’de YBR 125 siyah, gümüş gri, kırmızı ve mavi olmak üzere dört renkte satılmaktaydı. Ona eşlik edebilmek için 2009’da kırmızı renkli bir tane de ben satın almıştım. Beraber bir süre keyifle sürme fırsatımız oldu.

19 Eylül 2008, Kızderbent Köyü, İznik
11 Nisan 2009, Göynük yolu

Birlikte Ayvalık, Bozcaada, Göynük, İznik, Trilye derken epey yolculuk gerçekleştirdik. Ne yazık ki 2010’dan itibaren arkadaşım çeşitli sağlık problemleri yaşadı ve bu motosiklet bir daha kullanılmadı. Yaklaşık yedi yıl oturduğu apartmanın bahçesinde öylece bekledi.

Yıllarca güneşte, yağmurda açıkta bekleyen YBR tabiat şartlarından pek etkilenmemiş, ancak yıpranma izleri vardı. 2017’de yer değişimi için hareket etmesi gerektiğinde karbüratör artık kullanılmaz duruma gelmişti.

Aracı iterek servise götürüp, yeni bir karbüratör ve akü değişimi sonrası bugüne kadar bekleyeceği kapalı bir depoya park etmiştim.

8 Kasım 2019, Cuma

Toplam dokuz yıl sonra, yeniden yola çıkarmaya, onu aktif tutmaya karar verdik. İki yıl önce götürdüğümüz depodaki görüntüsü epey tozluydu ama umutsuz vaka olmayacağını hissettim. Bu serinin karbüratörlerinde dikkat edilmesi gereken bir detay var: Şayet üç dört aydan fazla beklemiş ise mutlaka karbüratörün altındaki tahliye vidasından bir miktar benzin akıtıp içindeki haznenin yeniden dolmasını sağlamak gerekiyor. İlk iş bu oldu. Eklemem gereken bir not var, tankın içindeki benzin 9 yıllık!

Akü tamamen boşalmıştı ancak ayak marşlı da olması sebebi ile on dakikalık uğraş sonrasında derin uykudan uyanan YBR bir miktar sallandı, duman attı, sonrasında harekete geçti. Çalışıyordu artık. Üstelik tüm elektrik aksamı ile. Açıkçası o anda sesi kulağıma hoş bir Jazz melodisi gibi geldi. 

Akşam depodan çıkartırken yakındaki evin önünde oturmakta olan bir hanım seslendi, bir yandan da çay içiyordu; “klasik mi bu, İngiliz’e benzettim, kaç yaşında?” dedi. Selamlaşmak ve bu güzel soruya cevap vermek için yanına gittim, çok kısa bilgi verdim. Meğer kendisi “Bektaş Moto Bisiklet” atölyesinin sahibi Kadir Bektaş usta’nın eşiymiş. Kendisini tanırım, sayarım. İyi ustadır. Akşam akşam, nerden nereye…

Yeni” benzin alıp lastikleri de şişirmek üzere en yakın benzin istasyonuna ulaştım. Yaşlı pompa görevlisi benzin dolarken bir yandan bezle silerek aracın tozunu almaya çabaladı. “Amca gerek yok, yıkanacak” dediğimde “Yamaha böyle gezmesin, ben tozunu alayım, sen de yıka” cevabı akşamın ikinci güzelliği oldu. Motosiklet sevgisi başka birşey, saklanamıyor.

Eve doğru sürerken ilk fark ettiğim, yumuşak sele, sertleşmiş gidon rulmanları, ayarsız gaz tepkileri. Hepsi bu.

Ertesi sabah gün ışığında gözle kontrol ederek yapılması gereken işlerin kabaca listesini çıkarttım;

  • Zincir bakımı
  • Yağ değişimi
  • Buji ve hava filtresi konrolü, değişimi
  • Benzin filtresi değişimi
  • Elektrik şalter, kontaktör ve soketlerinin bakımı
  • Genel temizlik
  • Paslı ve çürük yerlerin tespiti, boyanması ve bakımı
  • Kediler tarafından tırmalanmış selenin yeniden kaplanması
  • Gaz, debriyaj ve kilometre teli yağlanması
  • Ön fren yağı değişimi, ön ve arka fren balatalarının temizliği, ayarı
  • Karbüratör ayarı
  • Lastiklerin değişimi
  • Pasta ve cila

Şimdi 9.532 km de olan Siyah YBR bir süre bende kalacak. Ona yapacağım bakım ve onarımları hakediyor. Sanki zamana inat yolda olmaya çalışır bir hali var.

Yukarıdaki listede yazılanlar tamamlandıktan sonra da ilk işim YBR’yi araç muayene istasyonuna götürüp onay almak olacak.

Gelişmeleri ve detayları bu sayfadan peyder pey sizlerle paylaşacağım.

Şimdilik hoşçakalın, devamı yakında…

17 Kasım 2019, Pazar

Bugün önemli bir gün, Siyah YBR dokuz yıl aradan sonra ilk kez yola çıkacak, hem de şehir dışı. Bir süre benimle olacağı Kocaeli’ye gitmeden önce yapılması gereken ilk iş içindeki eski yağı yenisi ile değiştirmek elbette. Muhtemelen en son 10 yıl önce değişmiş olmalı.

Castrol Power 1 Racing 10W-50 tam sentetik motosiklet motor yağı

Hali hazırda hem Çekirge (XT660Z) hem de Kiraz (YBR125) için Motul 7100 serisi 15W-50 yağ kullanmaktayım, 4 litrelik ambalaj ekonomik olup iki motosiklete de hemen hemen aynı takvimde yeterli gelmekte. Siyah YBR için sadece 1 litre yağ ihtiyacı doğduğundan evvelce kullandığım Castrol Power 1 Racing 10W-50 tam sentettik yağ satın aldım. Uzun yıllar kullandım ve memnun kaldım. Yine bunu tercih ettim, biraz da Motul ile kıyaslama yapmak istiyorum. Şayet istediğim neticeyi alabilirsem kendi motosikletlerimde de buna geçmeyi planlıyorum. Şu aralar iki marka arasındaki fiyat farkı hayli açıldı.

Tahmini on yıllık eski yağ

Genelde yağ değişimini kendim yaparım, hiç böyle kıvamda bir yağ gömedim. Katılaşmaya başlamış sıvı sabun gibi veya incelmiş macun gibi çıktı. Sabah erken olduğundan komşuları rahatsız etmemek adına yarım dakika çalıştırdıktan sonra motoru kapatıp boşaltma tapasını açtım, yeterince ısınmadığı için yağın tahliyesi uzun sürdü.

Yoğun trafiğe girmeden ilerleyebileceğim bir rota tercih edip yola çıktım. Yaşadığım ilk sorunlar bir iki stop etme ve düşük devirlerde çekiş problemi oldu. Rölanti de düşük, kırmızı ışıklarda dikkatli oluyorum. Şile’ye kadar biraz nazlı davransa da motor açılmaya başladı sanki. Arada durup sağı solu kontrol ediyorum elbette. Motor bloğu üzerinde yağ terlemesi ve ön amortisör keçelerinde yağ kaçakları tespit ettim. Keçelerin yağ kaçırması normal, çünkü amortisör maşalarında pas noktaları var, bunlar hareket halinde contaların yüzeyini çizecektir. Ayrıca 9 sene beklemekten dolayı içeriden kurumuş olmalılar. Durum beklediğim gibi. Beklemediğim şey; Ağva’ya doğru ön frenin zayıflaması oldu.

Aklıma, çocukluğumda babamızın kullandığı bir Ford otomobil geldi, 1976 model Taunus, ve onun frenleri. Hiç bir zaman doğru düzgün duramadı o araç. 70’lerin sonu 80’ler, o zamanlar otomotiv endüstrisi Türkiye’de bugünkü gibi kaliteli servis ve yedek parça sistemine sahip değildi. Tamirhaneden yedek parçacıya, elektrikçisi ayrı, motorcusu ayrı, kaportacısı ayrı, frencisi ayrı koşardı araç sahipleri. Kimi iyi, kimi huysuz çok usta tanımıştım. Harika olanlar da vardı mesela Ümraniye sanayi sitesindeki kilitçi Stephan usta, veya elektrikçi Coşkun usta. Unutamam onları, harika iş yaparlardı, güzel insanlardı. Yedek parça bulunmadığı  zamanlarda ise arızalı parçanın tamir edilmesinden dolayı oluşan problemler hep yaşanırdı, bitmezdi sıkıntılar. Komşumuzun “yerli” Renault 12 model aracı için benzin kapağı aradığını hatırlarım. Depodan benzin çekmek için kapağı kıran hırsızın kullakları araklanan benzinden değil, kırılan kapakdan dolayı epey çınlamış olmalıydı. Yerli aracın benzin kapağı bile olmayabilirdi piyasada. Öyle yıllar.

İşte bizim Taunus da fren sorunları ile yürüdü hep ve ben de o aracı babamdan gizli kaçırırdım. Doğru düzgün tutmayan freni ile Bağlarbaşı’nın yokuşlu arka sokaklarında fink atar, bir yerde toslamadan dönerdim. Şimdi olsa cesaret edemezdim elbette.

Kandıra istikametinde ilerlerken artık ön freni kaybettim, tahmin ediyordum ama bu çabuk oldu, bir mola verdim hem dinleneyim, hem de kontrol edeyim diye. Kuş sesleri, güneş ısıtıyor, hava mis ve ön fren kaliperi yağlanmış. Amortisörden epey yağ epey kaçmış ve balataya ulaşmış, o da emmiş içine.

Tamam, yapacak bir şey yok, usulca yola devam edeceğiz. Bu arada arka frenin mükemmel çalıştığını fark ettim, kampana fren candır, eskimez, bozulmaz kolay kolay, en çok öter tozluysa. Seviyorum bu YBR’leri.

4 saat süren 156 kilometrelik yolculuğumuzu sağlımen tamamladık nihayet. Bundan sonra bakım ve onarım çalışmaları olacak kısmetse.

20 Kasım 2019, Çarşamba

Güneşli güzel bir gün, ısı 19 derece, adeta yazdan kalma günler yaşıyoruz. Böyle diyoruz ancak Marmara bölgesine Kasım boyunca yağmur yağmadı. Barajlarımız alarm vermekte, ekinler de suya aç. İklim değişimleri dünyanın pek çok yerinde ciddi boyutta hissedildiği halde insanlık bu konuda yeterince adım atmıyor.

Havanın güzelliğinden istifade ederek Siyah YBR’ye hafif bakım yapıyorum. Debriyaj, kilometre saati ve gaz tellerinin yağlanması gerekmekte.

Bir enjektör yardımı hareketli tellere motor yağı enjekte ettim. Bu işlemi senede bir kez yapmak malzemenin ömrünü uzatırken kullanım konforunu da arttırmakta.

Yanlış hatırlamıyorsam, park halindeki yıllarında bir fırtına bu makineyi devirmişti, o esnada sol yandaki akü kapağını sabitlemeye yarayan plastik kapak zarar görmüş olmalı, ben sökerken kırıldı. Parçanın temizliği sonrası Pattex marka plastik yapıştırıcı ile onardım.

Benzer bir durum 2017’de İtalya yolculuğumda başıma gelmişti, Kiraz’ın sol tarafındaki ön kapağı kopcasından kırılmıştı. Yolculuklarda daima yanımda taşıdığım “olmazsa olmazım” tamir bandı (Duct Tape) ile destekleyip yola etmiştim.  Döndüğümde aynı yapıştırıcı ile onardım ve hala o parçayı kullanmaktayım.

Son yan kapağı açılınca benzin deposunun alt kısımlarının durumu daha net ortaya çıktı. Paslanma derinleşmiş, alttan çürüme başlamış. Buraya hızlı müdahale edilmesi gerek. Ancak YBR kullananların bildiği bir sorun var, sağ kapak vidası pastan kilitlenmiş durumda, açılmıyor. Öncelikle bu sorunu aşılması gerek.

2 Aralık 2019, Pazartesi

Bugün Sirkeci’ye yedek parça satın almaya gittim. Ön amortisör borusu, yağ keçesi, ayak peg lastiği ve gidon topuzu gerekli. Ön amortisör borusunun temizlenerek kurtulma şansı kalmamış, akti takdirde takılacak her yağ keçesi boru üzerindeki derin pas çukurları ile zedelenip iş görmez hale gelecek. En iyisi yenilemek.

Bildiğim bir kaç dükkan var. Her birini de dolaştım ve fiyatı makul olandan alışverişimi yaptım. Bu malzemeler Yamaha orjinali değil, yan sanayi ürünler. Mümkün olduğunca orijinal yedek parça tercih ederim ancak motor ünitesi içindekiler hariç hayati önem taşımayanları böyle tercih edebilirim çünkü yetkili servislerde fiyatlar çok yüksek. Aynı zamanda bu yan sanayi kanalını denemek istiyorum. 

Ancak bir konu var ki paylaşmadan geçemeyeceğim; Detaya da girmek istemiyorum fakat, sevgili Gani Müjde hep der ya; “Gülmesini bilmeyen dükkan açmasın” diye, çok haklıymış. Bundan sonra ihtiyacım olacak yedek parçayı internet üzerinden satın almaya karar verdim.

Bir de bu amortisörleri bileşenlerine ayırmak için gerekli bir alet var; Uzun kollu 14 numara lokma (üstteki resimde alt parça). İşte bunu temin etmek çok zamanımı aldı. 4 parçadan oluşan takımı almakla da işim bitmedi, bir de küçük torma müdahalesi ile kullanılır hale gelecek. Her markanın bazı kendine özel tamir takımları vardır, işte bunlardan biri.

3 Aralık 2019, Salı

Geçen hafta açamadığım sol kapağın vidasını matkap ile delmek geliyor aklıma, hava da müsait, hemen denedim. Şarjlı et matkabıma 3-4-5-6 numara matkap uçlarını sırayla büyüterek vidayı aracın şasesine zarar vermeden parçalayarak sökebildim nihayet. Aferim bana 🙂

Ardından ilk iş seleyi söküp deponun altına uzanan paslı bölgeyi kontrol etmek oldu.

Benzin deposunun alt tarafı temiz ancak arka dip tarafı hayli kötü durumda. Boya kabuk kabuk kalkmakta. Şasi üzerinde de pas var ama çok hafif ve kolay tamir edilebilir durumda. Ancak deponun durumu ciddi.

Yerinden söküp çimenlere koydum ve her yerini dikkatle gözden geçirdim. Sonra matkapın ucuna aldığım dairesel tel fırça ile dikkatlicene birkaç deneme yapıyorum. Tabii depoda benzin olduğu için fazla ileri gidemiyorum.

Anladığım kadarı ile depoyu kurtarmak mümkün olabilecek, içindeki benzini boşaltıp telle temizlik yapacağım. Dairesel telin ulaşamayacağı girintili yerleri var, oralar için ne gibi çözüm üreteceğimi düşünmem gerek. Aynı zamanda bu pası temizledikten sonra boya altına ne gibi malzeme vurabilirim henüz bilmiyorum, bunu da araştırmam gerek.

6 Aralık 2019, Cuma

Benzin tanıkının paslı yerlerini temizledim, anti pas ile kapladım. Hatta deponun altını tamamen boyadım, ileride sorun çıkmasın. Acil müdahale bitti, şimdilik bu şekilde duracak. Diğer mekanik onarımlar bittiğinde tüm boyalı yüzeyler rötüş ve cila ile yenilenecek. 

Sırada ön amortisörler var; Mil takımları ve yağ keçeleri değişecek. Bakalım bu kısım planladığım gibi gidecek mi?

Ufak ufak keyifle ilerliyoruz, devamı pek yakında…

Ertuğrul Ortaç
6 Aralık 2019