Pupa Yelken ama İki Teker

Ortaokul yıllarımda kaptan Sadun Boro‘nun “Pupa Yelken” isimli müthiş kitabını okumuştum. O günden sonra tüm hayatım boyunca “uzakları” merak ettim. Her fırsatta seyahat yapmaya gayret ettim. Nasıl olduğu çok önemli olmadı hiç. Konfor, kısa yollar, hatta güvenlik bile aramadığım dönemler oldu. Hedefim her daim uzaklar oldu. Yağmuruyla, sisiyle, güneşiyle, gecesiyle…

“Pupa Yelken ama İki Teker” öğesini okumaya devam et

Yağmur, Dolu ve Patriciya Koyu

Hayat da öyle değil mi, ilişkiler mesela.

Kilometreler ilerledikçe beklentiler daha netleşiyor, gerçekler daha iyi görünüyor. Aşılan yollar neticesinde yol arkadaşınız ile paylaşımlarınızın sınırlarını daha iyi anlıyorsunuz. Neticede sevgi ve aşk bir yere kadar. Zaman içinde farklılıkların tolere edilmesi zorlaşıyor.

Orhan Kızıl Ejder ile yollarını ayırdı. Beklenen şarkıydı zaten.

Güle güle CBF150, hoşgeldin CRF250 Rally 🙂

“Yağmur, Dolu ve Patriciya Koyu” öğesini okumaya devam et